ROMLARIN SOYKIRIMI

 

ROMLARIN SOYKIRIMI

 

- SATHARIPE/BÜTÜN YAKMAK/IMHA ETMEK

- PRAHUNDIPE/KÜLETMEK

- SAMUDARIPE/HEPSINI GEBERTMEK - PORAYIMOS/ŞAŞAKALMAK

 

Soykırım kelimesi, Romların soykırımı hakkında konuşulduğunda tartışmalı bir kelimedir. Bugüne kadar Rom dilinde çok değişik kelimeler duyduk onun için bu kelimenin anlamını aydınlatmamız gerekiyor.

Biz ilk önce ayrıntılı olarak kelimenin anlamını inceleyeceğiz sonra ise bu kelimenin Romca dilinde tam olarak kullanışını bildireceğiz.

Soykırım kelimesi Yunan dilinden “ Olokaustos” yani bütün olarak yakma veya imha etme anlamına gelir. Bu sözün iki kelime birleşiminden oluştuğunu yani “olo”-bütün ve “ kaustos” yakma yani bütün olarak yakma anlamına gelen kelimelerden türemiştir; bu söz Yunanlılar ve Rumlar tarafından bazı kurbanları Tanrı adına bütün yakmak ya da ölmüş insan ruhu için kurban edilmek için kullanılmıştır.

Yukarıda yazmış olduğumuz kül etmek kelimesi yani kurbanı yakıp kül haline getirmek demektir.

Bu gelenek eski bir gelenek olup İsrail’in yani Yahudilerin bir geleneğidir ve gelenekte bir koyunu bütün olarak ateşte yakılmasıdır ki buna Hebreyce “ Olam kalil” denilmektedir.

Gördüğünüz gibi, başlıkta bizim Romların soykırımı hakkında kullandığı tüm kelimelerini yazdık fakat devamında bu kelimenin orijinali ve internasyonel olan ve Romlar, Yahudiler ve diğerleri için kullanılan Holokaust kelimesini kullanmaya tercih etmeliyiz nitekim soykırımı kelimesini Romca kullanmak istersek o zaman “Satharipe” yani bütün olarak yakmak anlamını taşıyan kelimeyi kullanmamız gerekir.

Alman Nazilerinin düşüncesini gördüğümüzde ki onların düşüncesi tüm Almanya’yı ve tarafından yönetilen yerleri, Yahudilerden, Romlardan, kölelerden ve onların ideolojilerine karşı çıkanlardan ya da Komünistlerden, eşcinsellerden, Yehova şahitlerinden/tanıklarından, akıl hastalarından, felçlilerden ve buna benzer kirli kandan olduklarına inandıkları kişilerden temizlemek olduğu göz önüne alarak o zaman tümünü yok etmek kelimelerini kullanmak doğru olur.

Yahudilerin İbranice dilinde holocaust - katliam felâket anlamını taşıyan Shoah olarak geçer (HaShoah).

Porajmos kelimesi, Romlar tarafından sık sık kullanılan bu kelime, soykırımdan bahsedildiğinde, ilk olarak Rom araştırmacı Dr. Ian Hancock kullanmıştır. Fakat bu kelime soykırım anlamına gelmez. Porayimos-poravimos kelimesi Vlah Romlar tarafından kullanılan fakat başka şivelerde ise poravipe olarak kullanılmaktadır ve poravipe kelimesi bir şeylerini açık olduğu anlamını taşır. Örneğin Romlar şu ifadeyi kullanır: So porave te yakha?/ Gözlerini niye açıyorsun? Biz bu örnekte poravipa sözünün bir şeyin açık olduğunu ifade ettiğini gördük ve bu yakma anlamına gelmez. Poravipa sözü gözlerin geniş ölçüde açık olduğunu ifade eder ve bu beklenmedik bir şey başımıza geldiğinde ve çok şaşırdığımızda yaptığımız bir göz ifadesidir.

Başka bir Romca kelime olan “parunipa” ki bu kelime gömmek, anlamına gelir ve böyle düşünülürse o zaman burada Romengo Parunipa yani Romların gömülmesi anlamına gelen kelimenin kullanışı doğru olur ve bu kelime Samudaripa- yani hepsini öldürmek kelimesine yakın bir kelimedir çünkü tüm öldürülenler gömülünür.

Fakat biz biliriz ki Romca dilinde Samudaripa kelimesi insanlar için kullanılan bir kelime değildir çünkü bu kelime hayvanları öldürülmesi için kullanılmaktadır. Örnek olarak, bir ineğin öldürmek mudaryola oysa bir kişiyi öldürmek mularyola (mudalo guruv- gebermiş-ölü öküz; mulo manush- ölü insan). Ama burada bazı şüpheler vardır ki Romlar tarafından kullanılan paronipa kelimesi prahonipe-toz alamına gelen kelimeden türemektedir ve Hindistan’da (Hindular, Sikler, Budistler, Cayinler) vs. birisi öldüğünde onu yakarlar ve yanık cesedin toz halini mezara gömerler. Eğer öyle ise o zaman Soykırım kelimesi için Prahonipa toz etmek anlamına gelen kelime kullanılabilir. Fakat soykırımdan bahsedince, Romlar, Yahudiler ve diğerleri Alman Nazisinin mağdurları olup, yani onlar öldürülenler ve yakılanlar olup bu nedenle Satharipe-bütün yakma ifadesi en doğru kullanışı olur.

Romların soykırımı, Romlar göçünün gelmiş geçmiş en acımasız yaşanan olayıdır. Onlar nereye gittiyseler istenmediler; onların gittiği bölgelerde bazıları öldürüldü bazıları ise sınır dışı edildi. Fakat Alman Nazisi, Adolf Hitler ile başta olmakla onları katletmek istiyordu ve onların kanları kirli olup Romlar Yahudiler ile birlikte yok edilmesi gerekmektedir sözlerini kullanıyordu.

Rom’lar Hitlerin yönetiminden önce de, Romların göçü kısmında anlattığımız gibi, hoş karşılanmışlar.1899 yılında Alman polisi Rom’ları ele geçirmek için ayrı bir birlik oluşturup yalnız Romlarla ilgileniyordu.

Yıldan yıla Romların Almanya’daki hayatı gittikçe zorlaşmıştır ve 1920 ile 1930 y. arasında Nazizm, Romların hayatını daha da zorlaştırmıştır.

Rom’lar Almanya’da özel kimlik kartı çıkarmak zorunda kalmışsalar da onlar iyi entegre olmuşlar ve Almanlarla beraber 1’nci dünya savaşına katılmışlar. Böyle iyi entegre olan Romlar, Almanlarla evlenip kanları karışmasına rağmen Rom’lara yapılan katliamlar ve kovulmalar Hitlerin döneminde durdurulmamıştır.

Almanya ve diğer bölgelerde yönetimde önemli rolü olan Papazlar, Yahudilerin Hz. İsa’yı öldürmelerinden sorunlu tutmuş ve bu yüzden Tanrı tarafından lanetlendiğini iddia edip onların bu dünya da yeri olmadıkları düşüncesi üzerinde durduğunu söylemekte fayda var. Romanların da iyi karşılanmadıklarını unutmamak lazım, kaldı ki Hz. İsa’nın çarmıha gerildiğinde kullanılan çivilerin Romanlar tarafından üretildiği için Tanrı tarafından lanetlendikleri ve onların da bu Dünya da yeri olmadıklarına ve büsbütün yok olmalarını istiyorlardı.

Papazların ve anti-Semitismin düşündüklerini Hitler gerçekleştirmeyi istemiştir.

1933 yılında Hitler başa gelmekle bu düşünceleri gerçekleştirmeye başladığında Romlar ve Yahudi halkı için zor olan hayat şimdi ölüm demekti.

 

Aryan soylu olan Almanlar, Hitlerin düşüncesine göre, onların en temiz soy olduğunu sanarak, dünyayı yönetmek onların hakkıdır. Yahudi ve Romlar ise dünyanın en alt ve en kirli soyu olduklarını sanarak Almanları bu “kirli” soylardan kurtarmak için bu soyların yok olmalarını istemiştir.

Bu temizlenmeyi gerçekleştirmek için ilk önce 1935 yılında “The Nunberg” isimli kanunu çıkararak ilk işleri Yahudi ve Romların vatandaşlıklarını elinden almak sonra onları konsantrasyon kampına göndermek olmuştur. Böylelikle 1936 y. Sinti Romları Dachau Konsantrasyon kampına, Almanların “Asosyal” toplumu olarak ilan ederek onların giysilerine “Z” harfi dikilip zigeuner anlamını taşıyordu. Bu kampların dışında Romları, Eleru, Oberlik, Venhauzen kamplarına göndermişler.

 

Romanları, Almanya’da kirli, pis kanlı, tembel, hırsız olarak gösterilmesinin amacı Almanya’yı Romlardan temizlemekti. Böylelikle 21.09.1939 yılında ilki ve 30.01.1940 ikinci buluşmada, Hajnrih arkadaşlarıyla aldığı kararla, diğerlerinden başka, bütün Rom’ları da kovup onları Polonya’ya gönderme ve bunu gerçekleştirmek için Berlin’de bölüm IV D4 isimli, Eichman yönetiminde özel bir ofis açılmıştır.

 

Romanların ilk olarak Almanya’nın üç büyük şehrinde, Hamburg, Stuttgart, Köln’de toplayıp, 30.000 Sinti Rom halkı bu şehirlerden Polonya’daki Belzec, Krychkov kamplara gönderilmiştir.

 

Romların, Hitlerin yönetiminden önce de var olmaları, onların Almanlarla evlenip, kanlarının karışması ve bu nedenle 1941 yılında Berlin Enstitünden Dr. Robert Pitter ve Sosyolog Eva Justin, tüm Romların isimlerine sahip olan “büyük siyah dosya”dan Rom’ları kategorilere ayırmak için tayin edilmişlerdi.

 

Böylelikle onlar Romları birkaç kategoriye ayırmışlar:

 

•Daha saf Romları “Z” kategorisine;

•Yarı Rom ve yarı Rom olmayan/ yarı Alman “ZM” kategorisine;

•Yarı Romdan daha fazla olanları “ZM+” kategorisine;

•Yarı Romdan daha az olanları Z- kategorisine;

•Rom olmayanları NZ kategorisine.

 

Bu kategorizasyonun ardından, 16 Aralık 1942 yılında Himmler Heinrich Almanya’da yaşayan Romanları Auschwits-Birkenau Kampına gönderip orada hepsini öldürmeye talep etmiştir. Önceki sınıflandırmalara dayalı bu kampa sadece tam Rom olanları göndermek istiyordu; diğerleri ise Almanya’da kalacaktı. Fakat daha sonraları gönderilmesi gerekmeyenlerin de gönderildiği öğrenildi.

Aushwitz – Brikenau ya da Aushwitz II ye Romlar ve Yahudiler trenle getiriliyordu ve bunları iki grup halinde ayırıyordular.

İlk grupta olanlar direktmen öldürülüyordu, diğerleri ise kampta esir olarak tutuluyordu. Bunların %75 i gaz odalarında öldürüldü. Bu grupta yer alanların çoğu kadın, çocuk, yaşlı ve hasta olanlardı; diğer %25 ise tıp görevlileri tarafından tespit edilen sağlıklı olanlardı.

Bu büyük infaz kamplarının günlük kapasitesi günde binlerce kişiyi öldürebilecek ve yakacak kadar büyüktü. Bu kampta 960.000 Yahudi 750.000 Polonyalı ve 19000 Rom öldürüldü.

Bizim ana konumuz Aushwitz Brikenauda olan soykırım 25 Mayıs’ta gaz odalarında yaklaşık 1000 Rom ve 2-3 Ağustos’ta 3000 Rom daha öldürüldü.

Bu rakamların güvenirliği hala bir soru işaretidir. Bu rakamları bu konu üzerine araştırma yapan araştırmacılardan alınmıştır.

Neden bir net bilgi olmadığı gerekçesi ise bu soykırıma dahil bir iz kalmaması için Alman askerlerinin bütün bilgi barındıran evrakları ve diğer belgeleri yaktıkları belirtiliyor. Bu kampta olanlar ve yaşananlar Rudolf Hos-un günlüğünden alınmıştır. Kendisi bu kamptan sorumluydu. Kendisi ölüm cezasına çarptırılıp 16.04.1947 Aushwitz-Birkenauda infaz edildi. Günlükten anladığımız kadarıyla, Aushwitz Rom halkı ile doluydu. Hasta ve kötü durumda olanlar, Noma- ağız kangreni olanlar, çocuklar, yaşlılar ve yeni doğan bebekler çok uzun yaşamıyordu.

 

Himlerle, Berlin’deki buluşmalarında bir karara varmıştı; tüm Yahudi ve Romların öldürülmesini oysa sağlıklı ve güçlü olanların iş için kullanılmalarını emretmişti. Bu kararnameden sadece Himler ve doktorlar haberdardı taki 1944 yılın ortasına kadar.

Rom’lar bu kamplarda çok acı çektiler, ağır işlerde çalıştırıldılar ve deneylere tabi tutuldular.

Rom’lara bu kamplarda her türlü deneyi uyguladılar. Çoğu deney tıp alanında uygulandı, çoğu deney merkezi güç ve dayanıklılık üzerineydi.

Dr Mengele bu insanlık dışı araştırmalarda yer alanlardan biriydi. Kendisi daha çok ikizler araştırmasına odaklanmıştı. Bu doktor kendi otomobiliyle çocukları Krematoryuma götürüyordu. Dr Mengele daha çok bir gözü siyah renkli ve diğeri mavi gözlü çocuklarla ilgileniyordu. Bu renk gözler Almanya’daki Romların çocuklarında vardı. Onun emriyle çocukların gözleri çıkartılıp pigmentasyon araştırması için Berlin’e gönderiliyordu.

Biz size bir örnek daha anlatacağız. Bu örnek Nazi Almanyasının kamplarındaki sergilenen insanlık dışı davranışların bir sınırı olmadığını gösteriyor.

Luy Simon, kendisi bir Romdu ve vücudu dövmelerle kaplıydı. Ajanlar tarafından görüldüğünde onu alıp bir kaç iğne verdiler. İğnenin etkisinden vücudu kabardı, derisini Buhenvalda soyup o deri ile komutanın masasını süslediler!

 

ROVA / AĞLIYORUZ

 

Rova amare kamlenge,/ Sevdiklerimiz için ağlıyoruz,

Mardutnengen, ternenge./Savaşçıları, gençleri.

Dayenge, dadenge, / Annelere ve Babalara

Amare phral, phenyenge,/ Bizim kardeşlerimiz ve kız kardeşlerimiz için.

Rova e bath Romengi, / Romların bahtını ağlıyoruz,

So nakamol ola niyekh them./ Hiçbir milleten sevilmediği için.

Rova, rova, rova , / Ağlıyoruz, ağlıyoruz, ağlıyoruz,

Sakana ka rova! / Her zaman ağlayacağız!

 

 

 

Romlar başka konsantrasyon kamplarında da öldürüldüler ve Romların olmadığı bir konsantrasyon kampı yoktu. Konsantrasyon kampları şunlar idi:

Bergen-Belsen; Buchenwald. Chelmno; Dachau; Lackenbach; Lodz; Maidenek; Neuengamme, Ravensbruch. Sachenhausen. Treblinka…

Bu konu ve böyle kamplar hakkında daha geniş bilgi baylar Donald Kenrick ve Grattan Pakson “Mutsuz Yıllar” isimli kitaplarında yazmışlardır.

Soykırıma geri döndüğümüzde, Auschwits-Birkenau kamplarında Romların öldürüp yakıldıklarını görürüz. Aynı zamanda Polonya-Chelmno kampında, Lodz kampından getirilen 5000 Romu öldürüp yakmışlardır. Biz bu durumu Soykırım/Holokaust olarak adlandırıyoruz, fakat diğer andığımız ve anacağımız kamplarda Romların öldürülmeleri Genocid/Soykırım ve Samudaripe/Yok etmek terminolojisini kullanmamız gerekir.

 

Romanlar yalnız Almanya’da öldürülmemekteydi, onlar Alman Nazilerinin sözü geçtiği her yerde öldürüldüler (Avrupa-Balkanlarda). Bazı ülkeler Romları Almanya-Polonya’ya icra ettiler, bazıları ise infazları kendi ülkelerinde gerçekleştirdiler.

 

İnfazların gerçekleştiği bir sürü kamp vardı fakat biz 14 yaşından küçük çocukların da kabul edildiği bu toplama kamplarından birini ele alacağız. Bu Hırvatistan’da bulunan Yasenovac kampıydı. Bu kampta en zalim ve en kirli öldürmeler yer tutuyordu.

Bu kampın daha 5 alt kampı vardı ve bu 5 alt kampta Yahudileri, Rom’ları ve Sırpları ırk olarak, aynıca Ustaşi yönetimine karşı gelen herkesi, Komünistler ve Faşizme karşı olanlar dahil öldürülüyorlardı. O yıllarda Hırvatistan bağımsız devletini Ustaşlar (NDH) yürütüyordu.

Bu kamplarda ve Ustaşların olduğu yerlerde ölüm: bıçakla, baltayla, odundan yapılmış çekiç/mal, ölümüne kadar eziyet etmek, ölümüne terk edilmiş aç ve susuz vs. oluyordu. Öldürülenlerden bazıları gömülüyor bazıları ise Sava nehrine atılıyordu.

 

Başka devletlerden Almanya’ya gönderilmek için toplanılan Romlar, çok sefer sınır dışı edilmeden hayvan taşıması için yük vagonları insanlarla doldurup kapatılırdı ve orada açlıktan ölümüne bırakılıyorlardı. Almanlar bu yöntemi daha çok çocuklar üstünde kullanmıştılar çünkü çocuklar daha çabuk ölüyorlardı.

Romlar bu soykırımdan kurtulmak için İtalya’ya kaçmaya denemişseler de çıkmadan tutuluyorlardı.

Ustaşlar, Romlara çok büyük işkenceler çektirmiş ve yaşlı genç tanımayarak hepsini feci şekilde/parçalayarak öldürmüştür.

Ustaşların gaddarlığını bir tanık olarak Angelina Hudoroviç şöyle anlatıyor:

“Onlar ilk önce benim yeğenime bir çukur açmasını söylediler. 7 aylık hamile olan annesini, benim kız kardeşimi, bir ağaca bağlamışlardı. Bir Uslaş onun karnını bayonet/tüfeğin bıçağı ile açar, doğmamış olan bebeği alır ve çukura atar. Sonra benim kız kardeşime ve yeğenime de tecavüz edip o deliğe attılar ve onlar hala hayattayken üzerlerini toprak ile örttüler.”

 

Yasenovac’ta ölülerin yakıldığı bir yer/krematoryum vardı; orada birçok Rom, Yahudi ve Sırp hep beraber yakılmıştır. Yakılanlar arasında çoğunluğu çocuktu. İşte bu nedenle Yasenovac’ta bir Soykırımın/Holokaust yaşandığı söylenir.

Bugüne kadar katledilen insanların sayısı tam olarak belli değildir fakat Nünberg’de, Uluslararası Askeri Mahkemesine verilen bilgilere göre bu sayı 500.000 ile 700.000 arasında olduğu belirtilmiştir.

Yasenovac’ta Öldürülen ve yakılan Romların sayısı 20.000 olarak bilinir fakat başka düşüncelere göre bu sayının 80.000 kadar olabileceğidir...

 

ANO THAN MERIPASKO/ÖLÜM YERİNDE

 

Sarenende yekh po yekh avri nikalde,/ Hepsini birer dışarı çıkardılar

Disaven lokipaya, disaven maribaya./ Bazılarını kolaylıkla, bazılarını zorla.

O shere qhinyonay o yakha nikyonay, /Gözler çıkartılıp, kafaları kesilirdi,

Olengo avazi ji po qeri shunyolay./ Onların sesi göklere dek duyuluyordu.

Baro rafali sarenend pi hiv araya, / Büyük bir otomatik patlama onları çukura indirdi,

Jivde vash te na aqhon ini e qhurya posavya. / Canlı kalmamaları için bıçaklıyorlardı.

Angali pi angali e phuv olen uqharya,/ kucaklanıp toprak onları örttü,

Pe yakha biphandle, jivdipe bijande./ Gözlerini kapatmadan, hayatı tanımadan.

Palo hari vakti, tali phuv yekh avazi shundilo, / Bir süre sonra toprak altından bir ses duyuldu,

Yekh tikno qhavo e mula data biyandilo. / Ölü bir anneden küçük bir bebek doğdu.

I ratvali phuv putare e qhave nikalde, /Kanlı toprağı açıp çocuğu çıkardılar,

Kotora, kotora o masa pordi day lugyarde. / Vücudunu parçalayıp annesinin üstüne serdiler.

Nay te mothavav vekye mo vilo izdrolma, / Daha fazla anlatamıyorum kalbim titriyor/dayanamıyor,

Muken’ma hari te rovav, mo vogi te quqarav. / Ağlamama izin verin, içimdekimi boşaltayım.

Te munglen ini tumen roven manca, /İsterseniz siz de benimle ağlayın.

Amenda yaver khonik na ka rovol olen. / Bizden başka onları ağlayan olmayacak.

 

Bu Yahudi ve Romlara yapılan soykırım 2’ci dünya savaşı zamanında olmuştur yani (1939 – 1945) yıllarında. Resmi olarak kamplarda öldürülen Romların sayısı 500.000 civarında fakat Romların öldürülmesi kayıt edilmeden de olduğu için ve kamplardaki çok evrakların yakıldıklarını göz önüne alarak bu sayının çok daha fazla olduğu belli. Bu sayının yaklaşık olarak 3.500.000 olduğu düşünülmektedir.

 

Copyright @ All Rights Reserved